
Tarım sektörünün her geçen yıl daha kırılgan hale geldiğini vurgulayan Karal, mazot, gübre ve sulama giderlerindeki artışların üreticiyi çıkmaza sürüklediğini belirtti. 2018 yılında ürününden elde ettiği gelirle temel giderlerini karşılayabilen çiftçinin bugün aynı üretimi sürdürebilmek için krediye ve borca yöneldiğini ifade eden Karal, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi.
Karal açıklamasında, “Toprağı işleyen eller bugün emeğinin karşılığını alamamanın burukluğunu yaşıyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin geçmişte kendi kendine yetebilen ülkeler arasında gösterildiğini hatırlatan Karal, bugün saman, buğday, mercimek ve et gibi temel ürünlerde ithalata bağımlılığın arttığını söyledi.
Bazı üreticilerin maliyetlerini karşılayamadıkları için ürünlerini tarlada bıraktığını ya da zararına satış yapmak zorunda kaldığını belirten Karal, tarlada para etmeyen ürünlerin market raflarında yüksek fiyatlarla vatandaşa ulaştığını ifade etti.
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına da dikkat çeken Karal, bazı ürünlerde tarladan markete ulaşana kadar fiyatların yüzde 500’ün üzerinde arttığını kaydetti.
Bu farkın çiftçiye değil aracılara ve market zincirlerine kazanç sağladığını dile getiren Karal, vatandaşın pazarda artık “tane hesabı” yapmak zorunda kaldığını söyledi.
Türkiye’nin fındık, incir ve kayısı gibi birçok üründe dünyanın önde gelen üretici ülkelerinden biri olduğunu hatırlatan Karal, buna rağmen hem üreticinin hem de tüketicinin memnun olmadığını belirtti.
Karal, “Dünya lideri olduğumuz ürünlerde bile üretici mutsuz, tüketici çaresiz” ifadelerini kullandı.
Tarım Kanunu’na göre millî gelirin en az yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini anımsatan Karal, yıllardır bu oranın altında destek sağlandığını savundu.
Yanlış destek politikalarının üreticiyi banka kredilerine ve faiz yüküne mahkûm ettiğini söyleyen Karal, çiftçiye aktarılması gereken kaynağın faize gittiğini ileri sürdü.
Ekonomik koşullar nedeniyle vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmakta zorlandığını belirten Karal, emeklilerin, öğrencilerin ve dar gelirli vatandaşların son kullanma tarihi yaklaşmış ya da riskli ürünlere yönelmek zorunda kaldığını söyledi.
Taklit ve tağşiş ürünlerde yaşanan artışa da dikkat çeken Karal, tarımdaki mevcut tablonun hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ettiğini ifade etti.
Açıklamasının sonunda tarımın bağımsızlık ve gıda güvenliği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Karal, DEVA Partisi olarak üreticinin yanında olmaya devam edeceklerini belirtti.
Karal mesajını, “Tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmeyen, emeğiyle bu ülkenin karnını doyuran bütün çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum” sözleriyle tamamladı.