HABERMAX. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Tanju Özcan’ı cezaevinde ziyaret ettikten sonra gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Halk TV’ye kayyum atanmasına, fon yolsuzluğu iddialarına ve Türkiye’nin Yemen politikasına tepki gösteren Özdağ, “Türkiye artık bir hukuk devleti değildir” dedi. Özdağ, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın çıkarları için Yemen’de kullanılmasına da karşı çıktı.
gorsel14 Ekim 2026
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı ziyaretinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Türkiye’de hukuk sisteminin işleyişi, muhalefete yönelik yargı süreçleri, Halk TV’ye kayyum atanması, fon yolsuzluğu iddiaları ve Yemen politikası hakkında değerlendirmelerde bulunan Özdağ, iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Özdağ, Türkiye’de hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi, basın özgürlüğünün korunması ve yolsuzluk iddialarının araştırılması gerektiğini savunarak çözümün sandıkta olduğunu ifade etti.
“Türkiye Artık Bir Hukuk Devleti Değildir”
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ı cezaevinde ikinci kez ziyaret ettiğini belirten Ümit Özdağ, önceki ziyaretine kıyasla Özcan’ı daha sağlıklı ve moralini daha yüksek gördüğünü söyledi. Özdağ, Özcan’ın önümüzdeki günlerde yapılması beklenen karar duruşmasından beraat çıkacağı yönünde umutlu olduğunu aktardı.
Türkiye’de yargı süreçlerinin siyasi etkiler altında yürütüldüğünü ileri süren Özdağ, özellikle muhalif siyasetçilere ve basın kuruluşlarına yönelik uygulamaları eleştirdi.
Özdağ, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarına ilişkin yasal düzenlemelerin muhalefeti susturmak amacıyla kullanıldığını iddia etti. Hangi ifadelerin suç kapsamında değerlendirildiğinin siyasi konuma göre değiştiğini savunan Özdağ, hukuk önünde eşitlik ilkesinin zarar gördüğünü ileri sürdü.
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasını da eleştiren Özdağ, şöyle konuştu:
“Türkiye artık bir hukuk devleti değildir. Kendi koyduğu kanunları bile uygulamada sıkıntı çekilmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararları uygulanmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin kararlarını uygulamayan bir ülkede hukuk devletinden nasıl bahsedebilirsiniz?”
Özdağ, toplumda adalete duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirterek özgür basın, demokrasi ve hukuk devleti için mücadele edilmesi çağrısında bulundu.
Halk TV’ye Kayyum Atanmasına Tepki: “Şaşırtıcı Değil Ama Üzücü”
Basın toplantısında Halk TV’ye yönelik operasyon ve kayyum atanmasıyla ilgili soruyu da yanıtlayan Ümit Özdağ, yaşananların uzun süredir konuşulduğunu belirterek gelişmenin kendisi açısından şaşırtıcı olmadığını, ancak üzücü olduğunu söyledi.
Halk TV’ye ilişkin işlemlerin, Ekrem İmamoğlu’nun savunma duruşmalarının başladığı gün gerçekleştirilmesine de dikkat çeken Özdağ, bu zamanlamanın siyasi bir mesaj taşıdığı görüşünü dile getirdi.
Özdağ, bir yayın kuruluşunun yayınları nedeniyle suç işlediği iddia ediliyorsa bunun hukuki çerçevede soruşturulması gerektiğini, ancak yayınların kapatılması ve sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmesinin basın özgürlüğü bakımından sorgulanması gerektiğini savundu.
Halk TV’ye yönelik işlemi “düşman ceza hukuku uygulaması” olarak nitelendiren Özdağ, benzer uygulamaların başka yayın organlarını ve yurttaşları da etkileyebileceğini ileri sürdü.
“Bunu Herkese Yapabilirler”
Kendi tutukluluk sürecini de örnek gösteren Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla Mersin’de yaptığı konuşmaya Antalya’da yanıt verdiğini, buna rağmen İstanbul üzerinden gözaltına alındığını anlattı.
Özdağ, daha önce Kayseri’de yürütülen bir soruşturma kapsamında hazırlanan belgeye dayanılarak tutuklandığını ve beş ay tutuklu kaldığını iddia etti. Söz konusu süreçte kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Özdağ, yaşadıklarını hukuk sistemine yönelik eleştirilerinin gerekçeleri arasında gösterdi.
Sovyetler Birliği dönemindeki istihbarat şefi Beriya’ya atfedilen bir ifadeyi hatırlatan Özdağ, konuşmasında şu sözleri kullandı:
“Siz bana adamı verin, ben ona suçu bulurum.”
Özdağ, Türkiye’de suçsuz insanların da hukuki güvenceler bakımından risk altında olduğunu savunarak yargı süreçlerinde tarafsızlık ve adaletin önemine dikkat çekti.
Fon Yolsuzluğu İddiaları: “Bahçeli İsterse Şeffaflığı Sağlayabilir”
Ümit Özdağ, basın toplantısında fon yolsuzluğu iddiaları ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin soruşturmanın şeffaf yürütülmesine yönelik açıklamaları hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Bahçeli’nin iktidar üzerindeki etkisinin geniş olduğunu ileri süren Özdağ, soruşturmanın şeffaf biçimde yürütülmesi için yalnızca açıklama yapılmasının yeterli olmayacağını, somut adımlar atılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, “Eğer Bahçeli isterse fon yolsuzluğu soruşturmasının şeffaf yapılmasını sağlayabilir” diyerek Bahçeli’nin bu konudaki çağrısının ardından atılacak adımların takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Fon yolsuzluğu iddialarıyla ilgili değerlendirmelerinde siyasi ayrım gözetilmemesi gerektiğini savunan Özdağ, iktidara yakın isimler ile muhalefet mensuplarına farklı muamele yapıldığı iddiasını gündeme getirdi.
Özdağ, iddiaların şeffaf biçimde araştırılması ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yemen Politikası Eleştirisi: “Bu, Türk Devlet Aklı Olamaz”
Ümit Özdağ’ın basın toplantısındaki önemli başlıklardan biri de Türkiye’nin Yemen politikası ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suudi Arabistan’la bağlantılı olası bir askerî görevde yer alması tartışması oldu.
Özdağ, Türkiye’nin terörle mücadele politikası ile Yemen’de yaşanan gelişmeler karşısındaki tutumunu karşılaştırarak, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın çıkarları için bölgede görevlendirilmesine karşı çıktı.
Türkiye’nin terörle mücadelede önemli fedakârlıklar yaptığını belirten Özdağ, terör örgütleriyle mücadele sürerken farklı bir siyasi yaklaşımın gündeme getirilmesini eleştirdi. Özdağ, Türk askerinin başka ülkelerin çıkarları doğrultusunda çatışmalara dahil edilmemesi gerektiğini savundu.
Yemen konusunda ABD ve İsrail’in politikalarını eleştiren Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Nasıl PKK ile müzakereler ve Öcalan’la müzakereler Türk devlet aklı değilse, İsrail devletinin aklıysa, Amerikan devletinin aklıysa, Yemen politikası da İsrail ve Amerikan devletinin aklıdır.”
Bu değerlendirmeleriyle Özdağ, Türkiye’nin bölgesel gelişmeler karşısında kendi ulusal çıkarlarını esas alan bağımsız bir politika izlemesi gerektiğini savundu.
Kızıldeniz ve Türkiye’nin Asya Ticareti Uyarısı
Özdağ, Yemen çevresindeki gelişmelerin yalnızca askerî ve siyasi sonuçlar doğurmayacağını, Türkiye’nin ticaretini de etkileyebileceğini ileri sürdü.
Türkiye’nin Asya ile ticaretinde Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz güzergâhının önemine dikkat çeken Özdağ, Husiler ile yaşanabilecek olası bir çatışmanın Türk ticaret gemilerini hedef haline getirebileceği uyarısında bulundu.
Böyle bir senaryonun deniz ticaretinde aksamalara ve ekonomik zararlara yol açabileceğini savunan Özdağ, bölgedeki gelişmeler değerlendirilirken ticaret yollarının güvenliğinin de hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
Özdağ, Türkiye’nin askerî ve diplomatik adımlarının olası sonuçlarının dikkatle değerlendirilmesini istedi.
“Türk Askerinin Suudi Kralının Menfaatleri İçin Dökülecek Kanı Yok”
Suudi Arabistan’ın güvenliği ve Yemen’deki çatışmalar konusunda açıklamalarını sürdüren Özdağ, Türk askerinin başka bir ülkenin yönetici ailesinin çıkarları uğruna çatışmaya gönderilmesine karşı olduğunu belirtti.
Özdağ, Türkiye’nin dış politikasında ulusal çıkarların esas alınması gerektiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Türk askerinin Suudi Kralının menfaatleri için dökülecek zerre kanı kadar kanı yok.”
Özdağ ayrıca, Mekke İttifakı projesine ilişkin değerlendirmesinde projenin ABD ve İsrail’in çıkarlarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Bu iddiasını Türkiye’nin bölgesel politikalarına yönelik eleştirileri kapsamında dile getirdi.
Donald Trump’ın Açıklaması da Gündeme Geldi
Basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump’a Türkiye’nin Yemen konusunda askerî destek sağlayıp sağlamayacağına ilişkin yöneltilen soru ve Trump’ın verdiği yanıt da gündeme geldi.
Özdağ, Yemen’de Husilere karşı askerî bir mücadele yürütülmesi isteniyorsa bunun ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.
Zafer Partisi Genel Başkanı, Türk askerinin Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğü veya Suudi yönetici ailesinin servetini korumak amacıyla çatışmaya sokulmaması gerektiğini belirtti.
Özdağ’ın bu açıklamaları, Türkiye’nin dış politikası, bölgesel güvenlik sorumlulukları ve olası askerî görevlerin kapsamı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
“Hukuk Devleti ve Özgür Basın İçin Mücadele Edeceğiz”
Ümit Özdağ, açıklamalarının genelinde Türkiye’de hukuk devletinin yeniden tesis edilmesi, yargı süreçlerinin tarafsız yürütülmesi, basın özgürlüğünün korunması ve yolsuzluk iddialarının araştırılması gerektiğini dile getirdi.
Halk TV’ye yönelik işlemlerden kendi tutukluluk sürecine, fon yolsuzluğu iddialarından Yemen politikasına kadar farklı başlıklarda iktidarı eleştiren Özdağ, siyasi mücadelenin sandığa kadar sürdürülmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, açıklamasını Türkiye’de demokratik değişimin seçimler yoluyla gerçekleşmesi gerektiğini vurgulayarak tamamladı.
Habermax.net
#ÜmitÖzdağ #ZaferPartisi #TanjuÖzcan #HalkTV #Kayyum #HukukDevleti #BasınÖzgürlüğü #FonYolsuzluğu #DevletBahçeli #Yemen #TürkSilahlıKuvvetleri #TürkiyeGündemi #Habermax


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.