HABERMAX. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasında imzalandığını belirttiği Mekke Ortak Savunma Anlaşması, PKK ile yürütülen süreç, basına yönelik erişim engelleri ve Türkiye’nin Orta Doğu politikasına ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Özdağ, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmesi gerektiğini savunarak Türk askerinin Yemen’deki çatışmalara dahil edilmesine karşı çıktı.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın açıklamasında Türkiye’nin millî güvenliği, Orta Doğu’daki gelişmeler, terörle mücadele süreci, basın özgürlüğü ve dış politika başlıklarında değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, hem bir siyasi parti genel başkanı hem de uluslararası ilişkiler ve güvenlik bilimleri alanında çalışan bir akademisyen olarak görüşlerini kamuoyuyla paylaştığını ifade etti.
Açıklamasında iktidarın izlediği politikaları eleştiren Özdağ, özellikle Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalandığını söylediği Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kapsamının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Söz konusu anlaşmanın Türkiye’yi Yemen’de Husilerle yaşanan çatışmalara ve İran’la olası bir gerilime dahil edebileceğini ileri süren Özdağ, Türkiye’nin askerî ittifaklar konusunda millî çıkarları ön planda tutması gerektiğini söyledi.
“MEKKE ANLAŞMASI’NIN İÇERİĞİ KAMUOYUYLA PAYLAŞILMALI”
Ümit Özdağ, 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalandığını belirttiği Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kamuoyundan gizlendiğini öne sürdü. Anlaşmanın yeni yasama yılının başında TBMM gündemine getirilmesinin beklendiğini ifade eden Özdağ, bu kadar önemli bir dış politika adımının toplum, siyaset ve akademi çevrelerinde kapsamlı biçimde tartışılması gerektiğini dile getirdi.
Özdağ, anlaşmanın yalnızca diplomatik bir metin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, taraflardan birine yönelik saldırının diğer taraflara da yapılmış sayılacağı yönündeki hükmün önemine dikkat çekti. Bu tür bir düzenlemenin ortak savunma çerçevesini aşarak askerî ittifak niteliği taşıyabileceğini savunan Özdağ, Türkiye’nin hangi tehdit karşısında ve hangi millî çıkarlar doğrultusunda böyle bir anlaşmaya taraf olduğunun açıklanmasını istedi.
Türkiye’nin Pakistan ile tarihî ve dostane ilişkilerini sürdürmesinden yana olduklarını belirten Özdağ, bu ilişkilerin Türkiye’yi farklı bölgesel çatışmaların tarafı hâline getirecek bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.
“TÜRK ASKERİ YEMEN’DEKİ ÇATIŞMALARIN TARAFI OLMAMALI”
Özdağ’ın açıklamasında en fazla üzerinde durduğu konulardan biri, Yemen’de Suudi Arabistan ile Husiler arasında yaşanan çatışmalar oldu.
Suudi Arabistan’ın Husilere yönelik askerî operasyonlarının Türkiye açısından yeni riskler doğurabileceğini savunan Özdağ, Türkiye’nin bu çatışmaya dahil edilmesinin bölgesel dengeleri etkileyebileceğini söyledi.
Türkiye’nin Suudi Arabistan ile askerî iş birliği kurmasının, İran’la ilişkiler bakımından da sonuçlar doğurabileceğini ileri süren Özdağ, Ankara’nın böyle bir adım atmadan önce olası senaryoları değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Özdağ, “Biz Zafer Partisi olarak bir tek Mehmetçiğimizin Suudi petrol doları milyonerleri ve milyarderleri için hayatının tehlikeye atılmasına karşıyız” diyerek Türk askerinin başka ülkelerin güvenlik sorunları nedeniyle çatışmaya sürüklenmesine karşı olduklarını belirtti.
Türkiye’nin Yemen’deki gelişmeler karşısında askerî müdahale yerine diplomasiye ağırlık vermesi gerektiğini savunan Özdağ, Suudi Arabistan ile Husilerin barış masasına davet edilmesini önerdi.
ANLAŞMANIN ANAYASAL BOYUTUNA DİKKAT ÇEKTİ
Ümit Özdağ, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın hukuki statüsü ve uygulanma süreci hakkında da değerlendirmelerde bulundu.
Anayasa’nın 90. maddesine atıfta bulunan Özdağ, uluslararası anlaşmaların iç hukukta geçerlilik kazanmasına ilişkin usullerin gözetilmesi gerektiğini söyledi. Anlaşma henüz TBMM tarafından onaylanmadıysa buna dayanılarak yürütülen askerî ve diplomatik faaliyetlerin hukuki dayanağının açıklanması gerektiğini savundu.
Özdağ ayrıca, Türkiye’nin yurt dışına asker gönderilmesi konusunda Anayasa’nın 92. maddesinde yer alan TBMM yetkisine dikkat çekti. Asker gönderilmesine ilişkin kararların anayasal usuller çerçevesinde alınması gerektiğini belirten Özdağ, iktidarın Meclis’in rolünü ve denetim yetkisini gözetmesi çağrısında bulundu.
Anlaşmanın metninin, taraflara getirdiği yükümlülüklerin ve olası askerî sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını isteyen Özdağ, Türkiye’nin dış politika kararlarının kişisel açıklamalar veya siyasi taahhütler üzerinden değil, anayasal düzen çerçevesinde ele alınması gerektiğini ifade etti.
“TÜRKİYE İRAN İLE BİR ÇATIŞMAYA SÜRÜKLENEBİLİR”
Özdağ, anlaşmanın bölgesel etkilerini değerlendirirken İran ile ilişkiler üzerinde de durdu.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik politikaları, Suudi Arabistan ile İran arasındaki gerilim ve Yemen’de Husilerle yaşanan çatışmaların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, Türkiye’nin bu gelişmelerin ortasında kalma riski bulunduğunu öne sürdü.
Türkiye’nin İran ile doğrudan bir çatışmaya girmesinin ülkenin güvenliği ve bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini savunan Özdağ, Ankara’nın dış politikasını bu ihtimali dikkate alarak şekillendirmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, Türkiye’nin farklı ülkeler arasındaki anlaşmazlıklarda taraf olmak yerine arabulucu ve barışı destekleyen bir rol üstlenmesini istedi. Türkiye’nin diplomatik kapasitesini kullanarak bölgesel gerilimlerin azaltılmasına katkı sunabileceğini ifade etti.
KIZILDENİZ VE BABÜLMENDEB BOĞAZI UYARISI
Mekke Anlaşması’nın olası sonuçlarını yalnızca askerî ve diplomatik alanla sınırlamayan Özdağ, Türkiye’nin ticari taşımacılığı açısından da riskler bulunduğunu ileri sürdü.
Uzak Doğu ile Türkiye arasındaki ticaretin önemli bölümünün Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz güzergâhıyla bağlantılı olduğuna dikkat çeken Özdağ, Husilerle ilişkilerin bozulması durumunda Türk ticaret gemilerinin baskı ve saldırı riskiyle karşılaşabileceğini savundu.
Türkiye’nin bu güzergâhtaki deniz taşımacılığı güvenliğini dikkate alması gerektiğini belirten Özdağ, bölgedeki askerî gerilimlerin navlun maliyetleri, ticaret akışları ve deniz ulaşımı üzerinde etkiler oluşturabileceğini ifade etti.
Yemen’in coğrafi yapısının askerî operasyonları zorlaştırdığını da dile getiren Özdağ, geçmişte bölgede yaşanan savaşların ağır kayıplara neden olduğunu hatırlattı.
“AK Parti iktidarı, Türk milletine yeni Yemen türküleri yaktırmamalıdır” diyen Özdağ, Türkiye’nin askerî müdahale yerine diplomatik çözüm yollarını öne çıkarması gerektiğini söyledi.
“TÜRKİYE ORTA DOĞU’DA ÇATIŞMANIN DEĞİL, BARIŞIN TARAFI OLMALI”
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu politikasına yönelik eleştirilerini de sürdürdü.
Türkiye’nin bölgedeki her çatışmanın tarafı hâline gelmesinin ülkenin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebileceğini savunan Özdağ, dış politikanın iktidarın devamına yönelik uluslararası destek arayışları üzerinden şekillendirilmemesi gerektiğini ileri sürdü.
Özdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan ile Husiler arasında barış görüşmelerini destekleyen bir tutum benimsemesi gerektiğini belirterek, geçmişte Kızıldeniz’deki saldırılar konusunda yapılan açıklamaları da hatırlattı.
Türkiye’nin İslam dünyasındaki ülkelerle ilişkilerini güçlendirmesinin önemli olduğunu ifade eden Özdağ, bunun başka ülkelerin askerî operasyonlarına katılmayı zorunlu kılmadığını söyledi.
İSRAİL’İN BÖLGESEL POLİTİKALARINA İLİŞKİN ELEŞTİRİLER
Özdağ, açıklamasının bir bölümünü İsrail’in Suriye, Kuzey Irak, Doğu Akdeniz, Libya, Uganda ve Somali’deki politikalarına ayırdı.
İsrail’in Suriye’deki bazı askerî tesislere yönelik saldırılarının Türkiye’nin bölgedeki askerî varlığını ve etkisini sınırlamaya yönelik olduğunu öne süren Özdağ, İsrail’in Suriye’de PKK ve PYD’ye destek sağladığını iddia etti.
Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirilen ilişkilerin de Türkiye açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirten Özdağ, İsrail’in farklı bölgelerdeki politikalarının Ankara tarafından bütüncül biçimde değerlendirilmesini istedi.
Libya ve Somali’de Türkiye’nin siyasi, askerî ve ekonomik varlığına yönelik girişimler bulunduğunu ileri süren Özdağ, Azerbaycan ile ilgili gelişmelerde de soğukkanlı bir politika izlenmesi çağrısında bulundu.
Özdağ, Türkiye’nin İsrail’e yönelik açıklamalarının somut dış politika adımlarıyla desteklenmesi gerektiğini savunarak, bölgesel gelişmeler karşısında yalnızca söylem düzeyinde kalan politikaların yeterli olmayacağını ifade etti.
PKK İLE YÜRÜTÜLEN SÜREÇ HAKKINDA NE DEDİ?
Ümit Özdağ, basın açıklamasında PKK ile yürütülen süreç ve DEM Parti temsilcilerinin gündeme getirdiği taleplere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Sürecin başlangıcında PKK’nın koşulsuz biçimde silah bırakacağı ve kendisini feshedeceği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Özdağ, daha sonra farklı taleplerin gündeme geldiğini ileri sürdü.
Özdağ; tazminat komisyonu, hakikat komisyonu, anayasa değişikliği ve terörle mücadelede hayatını kaybeden PKK mensuplarının defnedildiği alanlara ilişkin talepleri eleştirdi. Bu başlıklardaki iddiaların ve taleplerin kamuoyunda açık biçimde tartışılması gerektiğini savundu.
DEM Parti temsilcilerinin açıklamalarını da değerlendiren Özdağ, Türkiye’nin üniter devlet yapısı ve anayasal düzeni konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ ayrıca, Irak’ın kuzeyindeki bazı bölgelerde PKK’nın çekildiğine yönelik haberleri eleştirerek, söz konusu alanların önemli bir bölümünün Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından daha önce kontrol altına alındığını ileri sürdü. Terörle mücadele sürecine ilişkin açıklamaların sahadaki gelişmelerle karşılaştırılarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
FON YOLSUZLUĞU İDDİALARI İÇİN ARAŞTIRMA ÇAĞRISI
Özdağ’ın açıklamasında yer verdiği bir diğer konu ise kamuoyunda tartışılan fon yolsuzluğu iddiaları oldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde konunun araştırılması için komisyon kurulmasına karşı çıkıldığını öne süren Özdağ, iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Soruşturma konusu olduğu belirtilen iddialarla ilgili isimlerin ve bilgilerin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savunan Özdağ, siyasi partilerin bu konuda şeffaf davranması çağrısında bulundu.
Özdağ, iddiaların araştırılmasının kamuoyunun bilgi edinme hakkı ve hesap verebilirlik açısından önemli olduğunu ifade ederek, konunun siyasi tartışmaların ötesinde açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
BASINA VE SOSYAL MEDYA HESAPLARINA ERİŞİM ENGELLERİNE TEPKİ
Prof. Dr. Ümit Özdağ, açıklamasında basın kuruluşları ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerini de gündeme taşıdı.
Halk TV’nin yayınlarının durdurulmasına, Tele1 ve T24 ile ilgili süreçlere ve çok sayıda sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğine ilişkin gelişmelere değinen Özdağ, bu uygulamaların ifade ve basın özgürlüğü bakımından tartışılması gerektiğini söyledi.
Özdağ, farklı görüşlerin kamuoyuna ulaşabilmesinin demokratik toplum açısından önem taşıdığını belirterek, hukuki işlemlerin açık ve denetlenebilir gerekçelere dayanması gerektiğini ifade etti.
Türkiye İşçi Partisi’nin genel merkezinin ve İstanbul İl Başkanlığı’nın sosyal medya hesaplarına da erişim engeli getirildiği yönündeki soru üzerine Özdağ, konuyu daha önce duymadığını belirtti.
Özdağ, söz konusu hesaplara yönelik uygulamaya tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:
“Bunu duymamıştım, doğrusu şaşırdım. İnanılır gibi değil. Gerçekten inanılır gibi değil. Yani hukuka aykırı. Diğerleri gibi hukuka aykırı.”
Erişim engellerinin hukuki dayanağının açıklanması gerektiğini savunan Özdağ, ortada bir suç iddiası varsa bunun soruşturma ve yargı süreçleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini belirtti. Özdağ, söz konusu uygulamaları kabul etmediğini ifade etti.
“UYARILARIMIZI SÜRDÜRECEĞİZ”
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, açıklamasının sonunda Türkiye’nin millî güvenliğini ilgilendiren konularda uyarılarını sürdüreceklerini söyledi.
Özdağ, özellikle Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın kapsamı, Türkiye’nin Yemen’deki çatışmalara dahil olma ihtimali, İran ile ilişkiler ve bölgesel güvenlik politikalarının kamuoyunda ayrıntılı biçimde tartışılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin dış politika kararlarının millî çıkarlar, anayasal hükümler ve uzun vadeli güvenlik değerlendirmeleri temelinde alınması gerektiğini belirten Özdağ, Zafer Partisi olarak olası risklerin önceden tartışılması için açıklamalar yapmaya devam edeceklerini kaydetti.
Habermax.net | Siyaset Haberleri
#ÜmitÖzdağ, #ZaferPartisi, #MekkeAnlaşması, #Türkiye, #Pakistan, #SuudiArabistan, #Yemen, #Husiler, #İran, #DışPolitika, #MillîGüvenlik, #TBMM, #BasınÖzgürlüğü, #Habermax


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.