HABERMAX. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin iç ve dış gündemine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Esenyurt’taki kayyum yönetimiyle ilgili iddialardan gazetecilerin tutuklanmasına, Mekke Anlaşması’ndan ekonomik krize, Terörsüz Türkiye sürecinden Türk-Azerbaycan ilişkilerine kadar birçok başlıkta iktidara yönelik eleştirilerini dile getiren Özdağ, Türk milliyetçisi siyasi partilere de iş birliği çağrısında bulundu.

ÖZDAĞ’DAN KAYYUM ATAMASI VE GAZETECİLERİN TUTUKLANMASINA TEPKİ
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, basın toplantısında Esenyurt’taki kayyum yönetimiyle ilgili iddiaları ve gazetecilere yönelik adli süreçleri gündeme taşıdı.
Esenyurt’taki kayyum yardımcısının evinden 450 bin dolar çıktığı iddiasının ardından İstanbul’da vali yardımcılığı görevine atanmasına tepki gösteren Özdağ, kamu yönetiminde liyakat ilkesinin önemine dikkat çekti.
Özdağ, Türk devlet bürokrasisinin liyakat esasına göre yönetilmesi gerektiğini belirterek, Zafer Partisi iktidarında devlet kurumlarını Türk milletine geri kazandıracaklarını savundu.
Gazeteci Murat Ağırel’in tutuklanmasına da değinen Özdağ, gazetecilerin yazdıkları haberler nedeniyle olduğu kadar, iddiasına göre yayımlamadıkları haberlerle bağlantılı süreçler üzerinden de tutuklanabildiğini öne sürdü. Kendi tutukluluk süreciyle Ağırel’in durumunu benzeştiren Özdağ, gazetecinin en kısa zamanda özgürlüğüne kavuşmasını ve ailesine dönmesini temenni etti.
HALK TV’NİN KAPATILMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
Özdağ, Halk TV’nin kapatılması ve yayın faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin gelişmeleri de değerlendirdi.
Halk TV’nin kendisini yayınlarına davet etmemesinin kanalın kendi tercihi olduğunu ifade eden Özdağ, bir yayın kuruluşunun farklı siyasi görüşlere yer verip vermemesinin demokratik özgürlükler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bir medya kuruluşunun sahibi hakkında soruşturma yürütülmesinin mümkün olduğunu ancak bunun tek başına kanalın yayınlarının durdurulmasını gerektirmediğini savunan Özdağ, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamalara karşı olduklarını belirtti.
Özdağ, gazetecilere ve medya kuruluşlarına yönelik uygulamaların demokratik hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde ele alınması gerektiğini dile getirdi.
MEKKE ANLAŞMASI: “TÜRK ASKERİNİN KANI BAŞKA ÜLKELERİN ÇIKARLARI İÇİN DÖKÜLMEMELİ”
Basın toplantısının önemli gündem maddelerinden biri, Türkiye ile Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki savunma iş birliği tartışmaları oldu.
Özdağ, 7 Ağustos’ta imzalandığını ve 20 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine sunulduğunu belirttiği Mekke Anlaşması’nın 16 maddesini değerlendirdiklerini söyledi.
Anlaşmanın Türkiye’ye ilave bir güvenlik kazandırmadığını, buna karşılık ülkeye yeni stratejik sorumluluklar yükleyebileceğini savunan Özdağ, Türkiye’nin devam eden bölgesel çatışmaların tarafı hâline gelme riskine dikkat çekti.
Özdağ, terörle mücadele konusunda farklı gerekçeler öne sürülürken Türk askerinin başka ülkelerin savunması için gönderilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade etti.
Anlaşmanın Türkiye’yi Husiler, İran ve Hindistan gibi aktörlerle karşı karşıya getirebilecek ihtimaller doğurabileceğini ileri süren Özdağ, Türkiye’nin dış politika kararlarında milli güvenlik çıkarlarını ön planda tutması gerektiğini söyledi.
“ANLAŞMA BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİ”
Mekke Anlaşması’nın altıncı maddesinde yer alan ortak eğitim, personel değişimi, tatbikatlar ve silahlı kuvvetlerin birlikte çalışabilirliğinin geliştirilmesine yönelik hükümler hakkındaki soruyu da yanıtlayan Özdağ, Türk Silahlı Kuvvetlerinin farklı ülkelerin ordularına eğitim vermesinin olağan bir uygulama olduğunu belirtti.
Suudi Arabistan ve Pakistan ordularıyla eğitim faaliyetleri yürütülmesine tek başına karşı olmadıklarını ifade eden Özdağ, anlaşmanın yalnızca bu maddeden ibaret olmadığını vurguladı.
Özdağ, konuşlanmanın süresi ve kapsamı gibi konuların anlaşmanın genel çerçevesi içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, asıl tartışmanın tek bir madde değil, anlaşmanın Türkiye’ye yükleyebileceği bütün sorumluluklar olduğunu savundu.
“FİLİSTİN’İN VE GAZZE’NİN YANINDA OLMAK SAMİMİYET GEREKTİRİR”
Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu politikası ve Filistin meselesi üzerinden de iktidara eleştiriler yöneltti.
Suudi Arabistan, ABD ve İsrail arasındaki ilişkiler çerçevesinde Türkiye’nin nasıl bir konum alması gerektiğinin sorgulanması gerektiğini belirten Özdağ, Ankara’nın bölgesel mezhep çatışmalarının parçası olmaması gerektiğini söyledi.
Mekke Anlaşması’nın Türkiye’yi İran’la olası bir çatışmaya sürükleyebileceğini öne süren Özdağ, iktidarın Filistin ve Gazze konusundaki söylemleriyle bölgesel ittifak tercihleri arasında çelişki bulunduğunu iddia etti.
TBMM’deki milletvekillerine anlaşmayı dikkatle değerlendirmeleri ve aleyhte oy kullanmaları çağrısında bulunan Özdağ, Türkiye’nin dış politika kararlarının uzun vadeli sonuçlarının hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
AVRUPA’DAKİ PROTESTOLAR VE TÜRKİYE’NİN EKONOMİK TABLOSU
Özdağ’ın basın toplantısında öne çıkan başlıklardan biri de hayat pahalılığı ve ekonomik kriz oldu.
Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde ekonomik koşullar, konut ve kira fiyatları, eğitim sorunları ve enerji maliyetleri nedeniyle protestolar düzenlendiğini belirten Özdağ, Türkiye’deki ekonomik göstergeleri Avrupa ülkeleriyle karşılaştırdı.
Fransa’da yıllık enflasyonun yüzde 3,5, bazı Avrupa ülkelerinde ise ortalama yüzde 4 civarında olduğunu ifade eden Özdağ, Türkiye’de enflasyonun eylül ayında resmî verilere göre yüzde 29 seviyesine gerilediğini hatırlattı.
Türkiye’de gıda ve içecek enflasyonunun yüzde 27, enerji enflasyonunun ise yüzde 40 olduğunu ileri süren Özdağ, bu oranların Avrupa’daki göstergelerden yüksek olduğunu savundu.
Asgari ücretin avro karşılığını da gündeme getiren Özdağ, Türkiye’de çalışanların alım gücünün yetersiz kaldığını, kira ve temel ihtiyaç maliyetlerinin vatandaşlar üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu söyledi.
Özdağ, Türk halkının yaşadığı ekonomik sorunlara rağmen tepkisini sokak protestoları yerine sandıkta göstereceğini savunarak seçmenlere seçimlerde mevcut iktidarı değerlendirme çağrısında bulundu.
FON KRİZİ VE BORSA KAYIPLARI GÜNDEMDE
Özdağ, Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirirken borsadaki değer kayıplarına ve fonlarla ilgili tartışmalara da değindi.
BIST 100 endeksinin beş haftalık süreçte değerinin yaklaşık beşte birini kaybettiğini ve borsanın toplam piyasa değerindeki düşüşün 134 milyar dolara ulaştığını ileri süren Özdağ, yaşanan gelişmelerin yalnızca bireysel yatırımcıları değil, Türkiye ekonomisinin genelini etkilediğini ifade etti.
Türkiye’deki şirketlerin piyasa değerlerinde meydana gelen düşüşün ekonomik güven açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu savunan Özdağ, şeffaflık, denetim ve hukuki güvence olmadan piyasalarda kalıcı güvenin sağlanamayacağını söyledi.
Uluslararası sermaye piyasası kuruluşu MSCI’nin Türkiye’nin gelişmekte olan piyasa statüsüne ilişkin değerlendirmelerine de değinen Özdağ, Türkiye’nin uluslararası yatırımcılar nezdindeki konumunun korunması için hukuki güvenilirliğin ve ekonomik şeffaflığın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Özdağ, fonlarla ilgili soruşturmaların bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların belirlenmesi ve kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini savundu.
OTOMOTİV SANAYİSİ İÇİN ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI
Özdağ, Türkiye’nin Avrupa Birliği karşısında otomotiv sanayisinin yeterince korunmadığını ileri sürerek Ticaret Bakanlığına yönelik eleştirilerde bulundu.
Otomotiv sektörünün Türkiye açısından önemli bir istihdam, teknoloji ve üretim alanı olduğunu belirten Özdağ, sektörde faaliyet gösteren büyük, orta ve küçük ölçekli işletmelerin ülke ekonomisine katkı sağladığını söyledi.
Avrupa Birliği’nin Çin piyasasına karşı geliştirdiği sanayi politikalarının Türkiye’deki otomotiv üreticilerini de etkileyebileceğini ifade eden Özdağ, Türkiye’nin bu gelişmelere karşı zamanında ve etkili tedbirler alması gerektiğini savundu.
Ticaret Bakanlığının sektörün ihtiyaçlarına uygun bir strateji geliştirmediğini öne süren Özdağ, Türk otomotiv sanayisinin Avrupa pazarındaki konumunu koruyacak adımların hızla atılması çağrısında bulundu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ” ELEŞTİRİSİ
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Terörsüz Türkiye adıyla yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerinde PKK’nın silah bırakmadığını ve siyasi taleplerini sürdürdüğünü ileri sürdü.
Özdağ, örgüt yöneticilerinin açıklamalarını ve DEM Parti temsilcilerinin anayasa değişikliğiyle ilgili değerlendirmelerini eleştirerek sürecin Türkiye’nin milli ve üniter devlet yapısı bakımından riskler taşıdığını savundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı tartışmalarıyla anayasanın 66. ve 42. maddelerinde değişiklik yapılması ihtimalinin ilişkilendirildiğini öne süren Özdağ, Türk vatandaşlığı ve eğitim diliyle ilgili anayasal hükümlerin değiştirilmesine karşı çıktı.
Özdağ, terörle müzakere yerine terörle mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini belirterek mevcut sürecin Türkiye’nin güvenlik ve bütünlüğü açısından yeniden değerlendirilmesini istedi.
Bu başlıktaki değerlendirmeler Özdağ’ın siyasi görüş ve iddialarını yansıtırken, gündeme getirdiği olası anayasal değişiklikler ve süreçle ilgili iddialar ayrıca hukuki ve siyasi bağlamlarıyla ele alınmayı gerektiriyor.
TÜRK MİLLİYETÇİSİ PARTİLERE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISI
Özdağ, önümüzdeki seçimlerde Türk milliyetçisi siyasi partiler arasında iş birliği yapılması gerektiğini belirterek bu konudaki görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin milli, üniter ve laik yapısının korunmasının önemine dikkat çeken Özdağ, farklı siyasi aktörlerin kişisel ve partizan hesapları bir kenara bırakması gerektiğini söyledi.
Zafer Partisi’nin seçim iş birliği çağrısının yalnızca TBMM’de temsil edilme hedefiyle sınırlı olmadığını belirten Özdağ, amaçlarının Türkiye’yi yönetebilecek bir siyasi kadronun oluşturulması olduğunu ifade etti.
Özdağ, Atatürk Cumhuriyeti’nin değerlerini savunmak isteyen siyasi hareketlerin ortak bir zeminde buluşması gerektiğini belirterek Zafer Partisi’nin bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğunu dile getirdi.
TÜRKİYE-AZERBAYCAN İLİŞKİLERİNDE GERİLİM UYARISI
Basın toplantısında Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkilere de geniş yer veren Özdağ, iki ülke arasında son dönemde yaşanan tartışmaların sona erdirilmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasında gerçekleştirilen telefon görüşmesini olumlu değerlendiren Özdağ, iki ülke arasındaki sorunların doğrudan diplomatik temaslarla çözülmesini istedi.
Türkiye ve Azerbaycan’ın egemen ve bağımsız iki devlet olduğunu vurgulayan Özdağ, kardeşlik ilişkilerinin karşılıklı saygı temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Karabağ’ın Azerbaycan tarafından işgalden kurtarılması sürecinde Türkiye’nin verdiği desteğin kardeşlik sorumluluğu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, bu desteğin siyasi tartışmalarda bir üstünlük gerekçesi olarak kullanılmasına karşı çıktı.
Özdağ, Azerbaycan’ın bağımsızlığına ve kendi kararlarını alma hakkına saygı gösterilmesinin önemini vurgulayarak iki ülke arasında sosyal medya üzerinden yürütülen karşılıklı suçlamaların ilişkileri zedeleyebileceği uyarısında bulundu.
“TÜRKİYE VE AZERBAYCAN BİRBİRİNDEN VAZGEÇEMEZ”
Özdağ, Azerbaycan kamuoyuna da seslenerek Türkiye ile Azerbaycan’ın birbirini tamamlayan stratejik ortaklar olduğunu ifade etti.
Azerbaycan’ın kendi ordusuyla kazandığı zaferin önemini teslim eden Özdağ, iki ülkenin birbirine yönelik olumsuz söylemlerden kaçınması gerektiğini belirtti.
Her iki ülkenin de güçlü, bağımsız ve refah içinde olmasının karşılıklı yarar sağlayacağını savunan Özdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Aliyev’e çağrıda bulunarak sosyal medya üzerinden yürütülen gerilimin azaltılmasını ve diplomatik temasların artırılmasını istedi.
Özdağ, 30 Ekim’de Ankara’da yapılması planlanan Türk Devletleri Teşkilatı zirvesinde Türkiye ve Azerbaycan’ın birlik ve beraberlik mesajı vermesinin önemine dikkat çekti.
2027 BÜTÇESİNDE FAİZ YÜKÜ ELEŞTİRİSİ
Basın toplantısının soru-cevap bölümünde 2027 yılı bütçesinde faize ayrılan kaynaklar da gündeme geldi.
Türkiye’nin faiz ödemelerinin yaklaşık 80 milyar dolara ulaşacağını belirten Özdağ, bu tutarı geçmiş yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının sonucu olarak değerlendirdi.
Üretim yerine borçlanmaya ve özelleştirmeye dayalı politikaların Türkiye ekonomisini ağır bir borç yüküyle karşı karşıya bıraktığını savunan Özdağ, faiz giderlerinin kamu kaynaklarının kullanımını zorlaştırdığını ifade etti.
Özdağ’a göre Türkiye’nin ekonomik sorunlarının kalıcı biçimde çözülmesi için üretimin artırılması, ekonomik kaynakların verimli kullanılması ve kamu maliyesinde sürdürülebilirliğin sağlanması gerekiyor.
ÖZDAĞ’IN MESAJI: EKONOMİ, GÜVENLİK VE CUMHURİYET VURGUSU
Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’ın basın toplantısında yaptığı açıklamalar; dış politika, savunma anlaşmaları, ekonomik kriz, basın özgürlüğü, terörle mücadele, sanayi politikaları ve Türkiye-Azerbaycan ilişkileri gibi geniş bir gündem yelpazesini kapsadı.
Özdağ, açıklamalarında Türkiye’nin milli güvenlik çıkarlarının korunması, kamu yönetiminde liyakatin esas alınması, ekonomik sorunların çözülmesi ve Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in temel niteliklerinin savunulması gerektiğini vurguladı.
Zafer Partisi lideri, önümüzdeki seçimlerde siyasi iş birliğinin önemine dikkat çekerek Türkiye’nin geleceğine ilişkin kaygı taşıyan seçmenlere sandıkta karar verme çağrısını yineledi.




Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.