HABERMAX. Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, Adana’da yaptığı konuşmada sığınmacılar, düzensiz göç, vatandaşlık, uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığı, kadına yönelik şiddet, güvenlik, ekonomi ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, partisinin sığınmacıların ülkelerine dönmesi yönündeki politikasını yineleyerek, Türkiye’nin güvenlik ve demografik yapısına ilişkin endişelerini dile getirdi.
gorsel“13 milyon sığınmacı ve kaçak vardı”
Konuşmasında Zafer Partisi’nin kuruluş sürecine değinen Özdağ, partinin 2021 yılında kurulduğunu belirterek, o dönemde Türkiye’de sığınmacı ve kaçak sayısının 13 milyona ulaştığını savundu.
Özdağ, bu sayının içerisinde kayıtlı ve kayıtsız Suriyelilerin yanı sıra Afganistan, Afrika ve dünyanın farklı ülkelerinden Türkiye’ye gelen kişilerin bulunduğunu ifade etti.
Türkiye’deki sığınmacı sayılarına ilişkin resmi açıklamalarla kendi değerlendirmeleri arasında uzun süredir farklılık bulunduğunu belirten Özdağ, bu konuda kamuoyuna açıklanan rakamların tartışılması gerektiğini söyledi.
“Yıllarca resmi rakamlarla yalan söylendi”
Suriyeli sığınmacıların sayısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’nin Şam Büyükelçisi tarafından geçmiş dönemde yapılan açıklamalara dikkat çekti.
Özdağ, 2011 sonrasında Türkiye’ye 15 milyon Suriyelinin gelip geçtiğinin ve en yüksek dönemde Türkiye’de 6 milyon Suriyelinin bulunduğunun ifade edildiğini aktararak, bu açıklamaların geçmişte açıklanan resmi rakamların sorgulanmasına neden olduğunu savundu.
Özdağ, “Böylece Türk milletine yıllarca resmi rakamlarla yalan söylendiği ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
“İç savaş bitti, Suriyeliler hâlâ burada”
Zafer Partisi olarak yıllardır sığınmacıların ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savunduklarını belirten Özdağ, geçmişte kendilerine yöneltilen “Suriye’de iç savaş devam ederken nasıl geri gönderilecekler?” eleştirisini hatırlattı.
Özdağ, Suriye’deki savaş koşullarının değiştiğini savunarak, buna rağmen Türkiye’de bulunan Suriyelilerin önemli bir bölümünün ülkelerine dönmediğini söyledi.
Şam Büyükelçisi’nin “entegrasyon” yönündeki açıklamalarına da değinen Özdağ, entegrasyon ifadesinin vatandaşlık verilmesi anlamına gelebileceğini ileri sürdü.
“2 milyon 300 bin rakamı doğru mu?”
Türkiye’de halen 2 milyon 300 bin Suriyelinin kaldığı yönündeki açıklamaları da sorgulayan Özdağ, Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de eğitim gören Suriyeli öğrenci sayısının 777 bin 444 olduğunu söyledi.
Özdağ, ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde eğitim gören Suriyeli öğrencilerin sayısına dikkat çekerek, bu rakam üzerinden toplam Suriyeli nüfusunun 2 milyon 300 bin olarak açıklanmasının mümkün olup olmadığının sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Özdağ, “777 bin Suriyeli Türkiye’de öğrenci ise toplam Suriyeli sayısının 2 milyon 300 bin olması mümkün olabilir mi?” diye konuştu.
“Vatandaşlık verilirse seçim sonuçları değişmez mi?”
Yaklaşan seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özdağ, vatandaşlık verilen kişilerin seçimlerde oy kullanmasının siyasi dengeler açısından önem taşıdığını savundu.
Daha önce vatandaşlık alan kişilerin belirli bir süre Türkiye’de yaşamadan oy kullanmasını engelleyecek bir yasa değişikliği teklifinde bulunduklarını belirten Özdağ, bu önerilerinin diğer siyasi partiler tarafından desteklenmediğini söyledi.
Özdağ, vatandaşlık uygulamalarının seçimlere kadar devam etmesi halinde seçim sonuçlarının etkilenebileceğini ileri sürdü.
“Bu yükü Türk milleti daha fazla taşıyamaz”
Sığınmacı politikasını ekonomik boyutuyla da değerlendiren Özdağ, Türkiye’nin bugüne kadar sığınmacılar için 144 milyar dolar harcadığını iddia etti.
Bu harcamanın Türkiye ekonomisi açısından önemli bir yük oluşturduğunu savunan Özdağ, sığınmacı meselesinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda güvenlik ve demografik bir konu olduğunu söyledi.
Özdağ, “Artık Türkiye, sığınmacı ve kaçakların vatanlarına dönmesinin zamanının geldiğini konuşmak zorunda” ifadelerini kullandı.
Güvenlik ve sokaklarda yaşanan endişeler
Konuşmasında güvenlik konusuna geniş yer veren Özdağ, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde insanların bazı bölgelerde kendilerini güvende hissetmediğini savundu.
Kadınların ve gençlerin özellikle gece saatlerinde toplu taşıma araçlarını kullanırken veya evlerine yürürken güvenlik endişesi yaşadığını dile getiren Özdağ, devletin sınırlar, sokaklar ve kamu düzeni üzerindeki hâkimiyetinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Özdağ, polis ve jandarmanın etkin olduğu, vatandaşların kendisini güvende hissettiği ve organize suç yapılarının etkisiz hale getirildiği bir Türkiye hedeflediklerini ifade etti.
“Kurşun geçirmez okul çantası” üzerinden güvenlik eleştirisi
Özdağ, sosyal medyada yayılan kurşun geçirmez okul çantası reklamını da konuşmasında gündeme getirdi.
İlkokul ve ortaokul öğrencileri için kurşun geçirmez çantaların pazarlanmasını Türkiye’de insanların yaşadığı güvenlik endişesinin bir göstergesi olarak değerlendiren Özdağ, çocukların okula giderken güvenli bir ortamda bulunması gerektiğini söyledi.
Uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığına dikkat çekti
Konuşmasının bir diğer bölümünde uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığına değinen Özdağ, Türkiye’de milyonlarca kişinin bağımlılık sorunuyla karşı karşıya olduğunu ileri sürdü.
Özdağ, uyuşturucu bağımlılığı ile sanal kumarın toplum üzerindeki etkilerinin yalnızca bireysel değil, aileleri ve toplumu da etkileyen sorunlar olduğunu söyledi.
Kumar bağımlılığının aile içerisinde ekonomik ve sosyal yıkımlara neden olabileceğini anlatan Özdağ, konuşmasında bir ailenin yaşadığı olay üzerinden bağımlılığın sonuçlarını aktardı.
“Tertemiz Türkiye Projesi”
Zafer Partisi’nin “Tertemiz Türkiye Projesi” kapsamında uyuşturucu ve kumar bağımlılığıyla mücadele edeceklerini belirten Özdağ, bağımlı kişilerin tedavi sürecine alınması gerektiğini savundu.
Özdağ, uyuşturucu ve kumar bağımlılarının zorunlu tedavi sürecine alınmasını öngördüklerini belirterek, bağımlılıkla mücadelede daha kapsamlı politikalar uygulanacağını söyledi.
Kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet mesajı
Özdağ, konuşmasında kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet konusuna da değindi.
Kadına yönelik şiddetin yanı sıra bireysel silahlanmanın ve şiddet kültürünün arttığını savunan Özdağ, televizyon dizileri ve sosyal medya içeriklerinin toplumdaki şiddet algısı üzerindeki etkisinin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kadınların şiddetten korunması için hukuki düzenlemelerin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Özdağ, uzaklaştırma kararları, elektronik kelepçe uygulaması ve şiddet faillerine yönelik cezaların yeniden ele alınmasını önerdi.
Boşanma davalarının hızlandırılması önerisi
Özdağ, uzun süren boşanma davalarının taraflar arasındaki gerilimi artırabileceğini belirterek, boşanma davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğini savundu.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitim politikalarının da önemli olduğunu belirten Özdağ, ortaokul ve lise müfredatında şiddete karşı bilinçlendirici eğitimlerin yer alması gerektiğini söyledi.
“Türkiye’nin Orta Doğu olmasını kabul etmiyoruz”
Konuşmasının ilerleyen bölümünde Türkiye’nin demografik ve kültürel yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerindeki sorunları kendi içerisinde yaşamaması gerektiğini ifade etti.
“Orta Doğu Edirne’ye doğru ilerliyor” diyen Özdağ, Türkiye’nin Orta Doğu ülkeleriyle özdeşleşen güvenlik, sosyal ve ekonomik sorunların içerisine sürüklenmesine karşı olduklarını söyledi.
Özdağ, Türk kadınlarının Cumhuriyet ve Atatürk devrimleriyle elde ettiği hakların korunması gerektiğini vurguladı.
“Atatürk bizim kırmızı çizgimizdir”
Zafer Partisi’nin siyasi çizgisini de anlatan Özdağ, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin kırmızı çizgisi olduğunu söyledi.
Atatürk ve Cumhuriyet değerlerinden taviz vermeyeceklerini ifade eden Özdağ, Türkiye’nin üniter, laik ve milli devlet yapısının korunması gerektiğini savundu.
Ekonomik sıkıntılara dikkat çekti
Konuşmasında ekonomik sorunlara da değinen Özdağ, Türkiye’de geniş kesimlerin geçim sıkıntısı yaşadığını söyledi.
16 bin lira dul maaşı alan ve kanser hastası olduğunu belirten bir kadınla yaptığı görüşmeyi anlatan Özdağ, düşük gelirle yaşam mücadelesi veren vatandaşların sorunlarına dikkat çekti.
Özdağ, ekonomik kaynakların adil kullanılmasının önemine vurgu yaparak, toplumun geniş kesimleri ekonomik sıkıntılar yaşarken bazı kesimlerin zenginleşmesine yönelik eleştirilerde bulundu.
“Sınırlar güvenli olunca Türkiye yeniden köprü olacak”
Türkiye’nin coğrafi konumunun önemine de değinen Özdağ, güvenli sınırların Türkiye'nin ekonomik ve stratejik gücünü artıracağını savundu.
Türkiye’nin yeniden Orta Doğu ile Avrupa arasında güvenli bir köprü haline gelmesi gerektiğini ifade eden Özdağ, bunun için öncelikle sınır güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.
“Zafer Partisi sahada çalışmalarını sürdürüyor”
Konuşmasının sonunda Zafer Partisi’nin Türkiye genelinde teşkilatlanma çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Özdağ, partisinin üye sayısının arttığını ve teşkilatların sahada vatandaşlarla buluştuğunu söyledi.
Televizyon kanallarında kendilerine yönelik bir ambargo uygulandığını ileri süren Özdağ, bu durumu vatandaşlarla yüz yüze görüşerek, esnaf, fabrika ve tarla ziyaretleri gerçekleştirerek aşmaya çalıştıklarını ifade etti.
Özdağ, konuşmasını Zafer Partisi’nin Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü, milli ve üniter devlet yapısı ile laik Cumhuriyet anlayışının devamı için mücadele edeceğini belirterek tamamladı.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.