HABERMAX. İYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, çalışma hayatında mobbingi açık biçimde tanımlayacak, mağdurlar için bağımsız başvuru mekanizmaları oluşturacak ve şikâyet sonrası yaşanabilecek mağduriyetlerin önüne geçecek 60 maddelik “Mobbingle Mücadele Kanunu” hazırladıklarını açıkladı. Türkoğlu, kanun teklifi için gerekli Meclis prosedürünün başlatıldığını bildirdi.
gorselİYİ Parti Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu, yeni yasama döneminde çalışma hayatı ve özellikle sağlık çalışanlarının sorunlarına yönelik kapsamlı bir düzenleme paketi hazırladıklarını açıkladı.
Türkoğlu’nun açıklamasında öne çıkan başlıklardan biri, 60 maddeden oluşan “Mobbingle Mücadele Kanunu” çalışması oldu.
“Mobbing, Amir-Çalışan Anlaşmazlığı Olarak Geçiştirilemez”
Mobbingin yalnızca bir “amir-çalışan anlaşmazlığı” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Türkoğlu, iş yerlerinde sistematik baskı ve yıldırma uygulamalarının çalışanların onurunu, çalışma barışını ve kamu hizmetinin niteliğini doğrudan etkilediğini ifade etti.
Hazırladıkları düzenlemeyle mobbingin kanunda açık ve net şekilde tanımlanmasını amaçladıklarını belirten Türkoğlu, bunun yanında mobbingi önleyici mekanizmaların kurulması ve mağdurların etkili biçimde başvurabilecekleri yolların yasal güvenceye kavuşturulmasının hedeflendiğini söyledi.
“Mobbing Şikâyetleri Bağımsız Mekanizmalarla İncelenmeli”
Türkoğlu, mobbing iddialarının bağımsızlık ve tarafsızlığı güçlendirilmiş mekanizmalar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Özellikle kamu çalışanlarının, kendilerine mobbing uyguladığını düşündükleri yöneticiyle veya aynı hiyerarşik yapı içerisindeki kişilerle şikâyet sürecinde tekrar tekrar karşı karşıya bırakılmasının güven mekanizmasını zedeleyebileceğine dikkat çeken Türkoğlu, şikâyet sonrasında ortaya çıkabilecek sürgün niteliğindeki görev yeri değişiklikleri, keyfî görevlendirmeler ve disiplin baskılarının da düzenleme kapsamına alınması gerektiğini ifade etti.
Türkoğlu, “Mobbingi şikâyet ettiği için ikinci kez mağdur edilen bir çalışan düzeni kabul edilemez” görüşünü dile getirdi.
TBMM’de konuyla ilgili hem araştırma hem de kanun çalışması yapılmasını desteklediklerini belirten Türkoğlu, mobbing konusunda etkin bir hukuki mekanizmanın oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Daha Önceki Meclis Çalışmalarına da Dikkat Çekti
TBMM kayıtlarına göre Türkoğlu’nun daha önce de iş yerlerinde yaşanan mobbing olaylarının araştırılması amacıyla verilen bir Meclis araştırması önergesinin imza sahipleri arasında yer aldığı belirtildi.
Ayrıca 2026 yılının Haziran ayında İYİ Parti Grubu adına, eğitim kurumlarında yaşandığı belirtilen mobbing vakalarının araştırılmasını isteyen bir önerinin görüşülmesi de gündeme geldi.
Sağlık Çalışanlarının Sorunları İçin Kapsamlı Düzenleme
Türkoğlu’nun açıklamalarında sağlık çalışanlarının çalışma koşulları da geniş yer tuttu.
Sağlık sektöründe personel sayısının yalnızca bir “muhasebe hesabı” olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Türkoğlu, özellikle hemşirelerin iş yükünün bilimsel kriterler üzerinden belirlenmesini istedi.
Hasta sayısı, hastanın bakım ve bağımlılık düzeyi, servis türü ve gece çalışma koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Türkoğlu, güvenli hemşire-hasta oranlarının mevzuatla belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Sendikanın genel yataklı servisler için önerdiği 6 hastaya 1 hemşire standardının da TBMM’de bilimsel ve idari açıdan değerlendirilmesi gereken somut bir öneri olduğunu belirten Türkoğlu, hemşire sayısındaki yetersizliğin doğrudan hasta güvenliğini de etkileyebileceğini ifade etti.
“Personel İhtiyacı Sadece Yatak Sayısına Göre Hesaplanmamalı”
Hastanelerde personel ihtiyacının yalnızca yatak kapasitesi üzerinden hesaplanmasına karşı çıkan Türkoğlu; doluluk oranı, hasta bağımlılığı, servis türü, vardiya düzeni, izinler, nöbetler ve fiilî iş yükünün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.
Sağlık Bakanlığı’nın personel ihtiyacına ilişkin verileri açık ve şeffaf biçimde paylaşması gerektiğini belirten Türkoğlu, Türkiye’nin hangi ilinde, hangi hastanesinde ve hangi branşta ne kadar sağlık çalışanına ihtiyaç bulunduğunun ortaya konulmasını istedi.
TBMM’nin denetim görevini kullanması gerektiğini ifade eden Türkoğlu, Bakanlıktan alınacak verilerin sahadaki gerçeklikle karşılaştırılarak personel planlamasının Meclis denetimine taşınmasını savundu.
“Sağlık Çalışanı Atanmayı Bekleyen Sayı Değildir”
Türkoğlu, sağlıkta kadro sayısından ziyade gerçek ihtiyacı esas alan bir insan gücü planlamasına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.
Sağlık çalışanlarının atama süreçlerinin de yeniden ele alınması gerektiğini belirten Türkoğlu, atamaların günübirlik tercihlere göre değil, sağlık hizmetlerinin gerçek personel ihtiyacına göre planlanması gerektiğini söyledi.
Hangi ilde, hangi hastanede ve hangi branşta ne kadar personele ihtiyaç olduğunun önceden belirlenmesini isteyen Türkoğlu, atama takviminin mümkün olduğunca öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Sağlık çalışanı atanmayı bekleyen sayı değil, sağlık sisteminin insan kaynağıdır” diyen Türkoğlu, TBMM’de Sağlık Bakanlığı’ndan personel ihtiyacı ve atama kontenjanlarına ilişkin verilerin açık biçimde paylaşılmasını isteyeceklerini belirtti.
Psikologların Görev ve Yetkileri İçin Düzenleme Talebi
Türkoğlu, sağlık sisteminde görev yapan psikologların görev, yetki ve sorumluluklarının da açık biçimde belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Klinik psikoloji alanında lisans eğitimi, lisansüstü eğitim, mesleki yetkilendirme, görev tanımı ve kamu istihdamı arasında öngörülebilir bir sistem kurulması gerektiğini belirten Türkoğlu, sürecin yalnızca Sağlık Bakanlığı veya yalnızca YÖK üzerinden yürütülmemesi gerektiğini ifade etti.
YÖK ile Sağlık Bakanlığı’nın eğitimden istihdama kadar bütün süreci birlikte planlaması gerektiğini belirten Türkoğlu, TBMM’nin de gerekli parlamenter denetim araçlarını kullanabileceğini kaydetti.
Sağlık Çalışanlarının İzin Hakları Gündemde
Sağlık çalışanlarının yoğun nöbet ve çalışma temposu nedeniyle dinlenme hakkının da yeniden ele alınması gerektiğini belirten Türkoğlu, yıllık izinlerin fiilen kullanılabilir hale getirilmesini istedi.
Sendikanın önerdiği; 5 yıla kadar 20, 5-10 yıl arasında 30, 10-15 yıl arasında 35, 15-20 yıl arasında 40 ve 20 yılın üzerinde 45 günlük kademeli izin modelinin TBMM’de değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Türkoğlu, kullanılmayan izinlerin belirli bir süre sonunda tamamen yok olmasının da ayrıca ele alınması gerektiğini söyledi.
Düzenlemenin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında çalışanların dinlenme hakkı ve hizmet süreleri birlikte değerlendirilerek yapılmasını savunan Türkoğlu, “Çalışanı dinlendirmeden kamu hizmetini güçlendiremezsiniz” mesajını verdi.
Sağlık Politikalarında Sürekli Meclis Denetimi Önerisi
Türkoğlu, sağlık çalışanlarının sorunlarının yalnızca kriz dönemlerinde gündeme getirilmemesi gerektiğini de belirtti.
Nöbet yükü, fazla çalışma, personel açığı, sağlıkta şiddet, görev tanımı dışındaki işler, çalışan güvenliği, aile birliği ve özlük haklarının düzenli olarak ölçülmesini isteyen Türkoğlu, Sağlık Bakanlığı’nın bu verileri belirli dönemlerde TBMM’ye sunması ve kamuoyuyla paylaşması gerektiğini ifade etti.
Bu kapsamda soru önergeleri, Meclis araştırmaları ve ilgili komisyon çalışmaları üzerinden sürekli bir parlamenter takip mekanizması oluşturulmasını savunan Türkoğlu, sağlık politikalarının yalnızca hastane, cihaz ve bina yatırımlarından ibaret olmadığını söyledi.
Türkoğlu, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının doğrudan vatandaşın aldığı sağlık hizmetinin niteliğini etkilediğini belirterek açıklamasını şu mesajla tamamladı:


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.