HABERMAX. Mevsim geçişleriyle birlikte hava sıcaklığında yaşanan ani değişimler, kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması ve virüslere maruziyetin yükselmesi, özellikle sonbahar aylarında solunum yolu hastalıklarının daha sık görülmesine neden olabiliyor. Daviva Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Bilal Uğurlukişi, sonbahar döneminde grip, soğuk algınlığı, COVID-19 ve bronşit gibi hastalıkların yanı sıra astım ve KOAH hastalarında artabilecek solunum şikâyetlerine karşı dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler verdi.
gorselHava değişimi solunum yollarını etkiliyor
Yaz mevsiminden sonbahara geçişle birlikte havaların soğuması ve nem oranının düşmesi, solunum yollarındaki mukozaların kurumasına neden olabiliyor. Bu durum solunum sisteminin savunma mekanizmalarını etkilerken, bağışıklık sisteminin de çevresel değişikliklerden etkilenmesine yol açabiliyor.
Soğuk havaların başlamasıyla insanların daha fazla kapalı alanlarda vakit geçirmesi ise virüslerin kişiden kişiye bulaşma ihtimalini artırıyor. Bu dönemde özellikle akut üst solunum yolu enfeksiyonları, influenza ve COVID-19 daha sık görülürken, bazı enfeksiyonların alt solunum yollarına ilerlemesi bronşit vakalarında da artışa neden olabiliyor.
Soğuk havanın bronşlarda spazmı artırabilmesi nedeniyle astım ve KOAH hastalarında nefes darlığı gibi şikâyetler de belirginleşebiliyor. Bunun yanı sıra hava sıcaklığındaki değişikliklerin bazı kişilerde migren ve baş ağrısını tetikleyebileceği belirtiliyor.
Hastalığın nedeni yalnızca soğuk hava değil
Soğuk havalarda damarlarda vazokonstriksiyon adı verilen büzüşme meydana gelebiliyor. Bu durum tansiyonun bir miktar yükselmesine, kalbin periferik direncinin ve iş yükünün artmasına yol açabiliyor.
Bu nedenle özellikle kalp ve tansiyon hastalarının soğuk havalarda daha dikkatli olması önem taşıyor.
Solunum yollarında mikroorganizmaların yukarı taşınarak vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan mukosiliyer klirens mekanizmasının soğuk havalarda yavaşlayabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Bilal Uğurlukişi, bronş spazmı ve burun sekresyonlarındaki artışın da solunumu güçleştirebileceğini belirtti.
Ancak hastalığa doğrudan neden olan unsurun yalnızca soğuk hava olmadığına dikkat çekildi. Özellikle kapalı ortamlarda virüslere daha uzun süre ve daha yoğun şekilde maruz kalınmasının enfeksiyonların yayılmasında önemli rol oynadığı ifade edildi.
Grip, soğuk algınlığı ve COVID-19 nasıl ayırt edilir?
Sonbahar döneminde sık karşılaşılan grip, soğuk algınlığı ve COVID-19 birbirine benzeyen belirtiler gösterebiliyor. Soğuk algınlığı çoğunlukla daha hafif seyrederek kısa sürede düzelirken, grip ve COVID-19 daha yüksek ateş ve daha uzun süren şikâyetlerle ortaya çıkabiliyor.
Bununla birlikte belirtilere bakılarak hastalıklar arasında kesin bir ayrım yapmak her zaman mümkün olmayabiliyor. Gerekli görülen durumlarda testler kullanılarak tanının netleştirilmesi mümkün olabiliyor.
Halsizlik ve hafif belirtiler yaşayan kişilerin öncelikle bir veya iki gün dinlenerek durumlarını takip etmeleri, ihtiyaç halinde ateş düşürücü kullanmaları ve şikâyetlerin kötüleşmesi halinde hekime başvurmaları öneriliyor.
Her boğaz ağrısında antibiyotik kullanılmamalı
Boğaz ağrısı ve burun akıntısının en yaygın nedenleri arasında viral enfeksiyonlar bulunuyor. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkili olmadığına dikkat çekilirken, antibiyotik tedavisinin bakteriyel enfeksiyonlarda, örneğin streptokok kaynaklı durumlarda hekim değerlendirmesiyle gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Bu nedenle soğuk algınlığı veya grip benzeri şikâyetlerde hekime danışmadan antibiyotik başlanmaması önem taşıyor.
Sık ve ağır enfeksiyonlar bağışıklık sorununa işaret edebilir
Mevsim geçişlerinde bağışıklık sisteminin çevresel koşullardan etkilenmesi ile gerçek bağışıklık sistemi yetmezliğinin birbirinden ayrılması gerekiyor.
Bir kişinin çok sık enfeksiyon geçirmesi, enfeksiyonların normalden daha ağır seyretmesi, zatürre gibi ciddi tablolara ilerlemesi veya normalde hastalık oluşturması beklenmeyen mikroorganizmalarla enfeksiyon gelişmesi bağışıklık sistemiyle ilgili sorunların araştırılmasını gerektirebiliyor.
Bunlara kilo kaybı veya uzun süren ishal gibi ek belirtilerin eşlik etmesi de önem taşıyor. Uzmanlara göre bu tür tablolar, mevsim geçişlerinde görülebilen kısa süreli ve hafif bağışıklık etkilenmesinden farklı değerlendirilmeli.
Bağışıklık için dengeli beslenme önemli
Sonbahar aylarında bağışıklık sistemini desteklemek için dengeli ve çeşitli beslenmeye önem verilmesi gerekiyor.
Turunçgiller, kivi, brokoli, ıspanak, havuç ve nar gibi besinlerin C vitamini, folik asit ve polifenoller açısından zengin olduğu belirtiliyor. Bunun yanında yeterli protein alınması da bağışıklık sisteminin sağlıklı çalışması açısından önem taşıyor.
Et, deniz ürünleri ve kuruyemişlerde bulunan çinko ile kırmızı et ve baklagillerde bulunan demirin yeterli miktarda alınması öneriliyor.
Uzman değerlendirmesine göre vücutta gerçek bir vitamin veya mineral eksikliği bulunmadığı sürece rutin olarak vitamin takviyesi kullanılması gerekmiyor. Özellikle eksiklik bulunmayan kişilerde D vitamini takviyesinin bağışıklığa ekstra katkı sağladığı konusunda net bir kanıt bulunmadığı ifade ediliyor.
Bu nedenle vitamin ve minerallerin öncelikle dengeli beslenme yoluyla doğal kaynaklardan alınması önem taşıyor.
Uzun süren yorgunluk ve uyku haline dikkat
Mevsim değişiklikleri sırasında birkaç gün devam eden hafif yorgunluk veya uyku düzenindeki geçici bozulmalar görülebiliyor. Ancak yorgunluğun uzun süre devam etmesi ve buna kilo kaybı, nefes darlığında artış, gece terlemesi veya lenf bezlerinde büyüme gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde başka sağlık sorunlarının araştırılması gerekiyor.
Bağışıklık sisteminin önemli unsurlarından olan antikorların ve hücresel bağışıklığın sağlıklı şekilde çalışabilmesi için yeterli ve kaliteli uyku da önem taşıyor. Bu nedenle düzenli uyku alışkanlığının korunması tavsiye ediliyor.
Grip aşısında sonbahar dönemi önem taşıyor
Grip aşısının özellikle eylül ve ekim aylarında risk gruplarında bulunan kişilere uygulanması öneriliyor.
65 yaş üzerindeki kişiler, astım, kalp hastalığı ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunanlar, sağlık çalışanları, bağışıklığı baskılanmış kişiler ve risk grubundaki bireylerle yakın temasta bulunanların grip aşısı konusunda hekimleriyle görüşmeleri tavsiye ediliyor.
Genç ve sağlıklı kişilerin de grip enfeksiyonunu daha hafif geçirme amacıyla aşı yaptırabileceği belirtiliyor.
Genel sağlık kontrolleri ihmal edilmemeli
Genel sağlık taramaları açısından sonbahar veya ilkbahar arasında özel bir zorunluluk bulunmuyor. Düzenli sağlık kontrollerinin kişinin yaşına, sağlık durumuna ve risk faktörlerine göre planlanması gerekiyor.
Rutin değerlendirmelerde kan biyokimyası, kan şekeri, kolesterol, karaciğer ve böbrek fonksiyonları gibi tetkiklerin yanı sıra gerekli görülen kişilerde EKG, akciğer grafisi ve hepatit değerlendirmeleri yapılabiliyor.
“Mevsim geçişidir” diyerek belirtiler göz ardı edilmemeli
Sonbaharda ortaya çıkan hafif solunum yolu şikâyetleri çoğu zaman kısa süreli istirahat ve uygun destek tedavileriyle düzelebiliyor. Ancak iyileşme sürecinin uzaması, yüksek ateş gelişmesi, enfeksiyon belirtilerinin belirginleşmesi, balgam veya burun akıntısında değişiklik görülmesi ya da kilo kaybı gibi ek belirtilerin ortaya çıkması halinde durumun yalnızca mevsim değişikliğine bağlanmaması gerekiyor.
Uzmanlar, özellikle genel durumun kötüleştiği veya belirtilerin giderek arttığı durumlarda hekime başvurulmasının önemli olduğuna dikkat çekiyor.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.