23 Ağustos 2026
HaberMax LogoGerçek Haberin Kaynağı
Son Dakika
Haberler/Genel+/Prof. Dr. İsmet Tamer: “Sağlıklı Yaşlanmanın Temeli Mikrobiyotada”

Prof. Dr. İsmet Tamer: “Sağlıklı Yaşlanmanın Temeli Mikrobiyotada”

HM
HaberMax tarafından yayınlandı
24 Şubat 2026, 20:11 yayınlandı 23 Ağustos 2026, 13:41 güncellendi
Prof. Dr. İsmet Tamer: “Sağlıklı Yaşlanmanın Temeli Mikrobiyotada”

HABERMAX. Son yıllarda “bağırsak yaşı” kavramı, uzun ve sağlıklı yaşam (longevity) araştırmalarında giderek daha fazla önem kazanıyor. Bilim dünyası, yaşa bağlı hastalıkların arkasındaki sessiz biyolojik süreçlerden birinin bağırsak mikrobiyotası olabileceğine dikkat çekiyor. Danışmanı , bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca mikroorganizmanın dengesinin bozulmasının; kalp hastalıklarından diyabete, unutkanlıktan bağışıklık sorunlarına kadar pek çok tabloyla ilişkili olduğunu belirtiyor.


Yaşlanmanın Temeli Bağırsaklarda

Yaşlanmanın yalnızca takvim yaşıyla açıklanamayacağını vurgulayan Prof. Dr. Tamer, bağırsak mikrobiyotasının sindirimden bağışıklığa, ruh hâlinden beyin sağlığına kadar birçok sistemi etkilediğini söylüyor. Genç ve sağlıklı bireylerde mikrobiyota çeşitliliğinin yüksek ve dengeli olduğunu belirten Tamer, yaşla birlikte bu dengenin bozulduğunu ve “disbiyozis” adı verilen tablonun ortaya çıktığını ifade ediyor. Bu durum, sağlıksız yaşlanmanın temel biyolojik zeminlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Kronik İltihap ve “Inflammaging” Uyarısı

Yaş ilerledikçe vücutta sessizce gelişen kronik iltihaplanma sürecinin (“inflammaging”) kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, Alzheimer ve bazı kanser türleri için zemin hazırlayabildiğini belirten Tamer, bağırsak duvarının geçirgenliğinin artmasının bağışıklık sistemini sürekli tetikte tuttuğunu ve bunun uzun vadede dokulara zarar verebildiğini söylüyor.


Mikrobiyota, Metabolizma ve Kalp Sağlığı

Bağırsak bakterilerinin lifli besinleri fermente ederek kısa zincirli yağ asitleri ürettiğini ve bu bileşiklerin kan şekeri kontrolüne katkı sağladığını aktaran Tamer, koruyucu bakterilerin azalmasının insülin direncini artırabileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca bazı mikroorganizmaların, özellikle kırmızı et tüketimi sonrası damar sertliğiyle ilişkili metabolitlerin oluşumuna katkıda bulunabildiğini ifade ediyor.


Beyin–Bağırsak Ekseni

Bağırsaklarla beyin arasında güçlü bir iletişim ağı bulunduğunu belirten Prof. Dr. Tamer, Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarda mikrobiyota değişimlerinin rol oynayabileceğini kaydediyor. Sindirim sorunlarına eşlik eden unutkanlık, odaklanma güçlüğü ve duygu durum değişimlerinin bu biyolojik bağlantıyla ilişkili olabileceğini vurguluyor.


Bağırsakları Genç Tutmanın 5 Yolu

Longevity araştırmalarının, ileri yaşına rağmen sağlıklı bireylerde mikrobiyota çeşitliliğinin korunduğunu gösterdiğini belirten Tamer, bağırsak yaşını genç tutmak için şu önerilerde bulunuyor:

  • Liften zengin sebze ve meyvelerle beslenmek
  • Yoğurt ve kefir gibi fermente gıdaları tüketmek
  • Düzenli hareket etmek
  • Kaliteli uyumak
  • Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak

Prof. Dr. Tamer, “Bağırsaklarımız ne kadar sağlıklıysa, genel sağlığımız da o kadar güçlü kalır. Sindirim sistemine özen göstermek; kalbi, beyni ve uzun vadeli yaşam kalitesini korumak anlamına geliyor” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Bu haberi paylaş

Yorumlar (0)

İlk yorumu siz yapın.

Bir Yorum Bırakın

Bot Doğrulaması: 0 + 0 = ?