Habermax.net Konuk Gazeteci ve Yazar Etem Sevik, gündelik hayatın içinde farkında olmadan benimsediğimiz davranışları ve toplum tarafından bize öğretilen görünmez kuralları kaleme aldı. “Bize Kim Öğretti Böyle Yaşamayı?” başlıklı yazısında Sevik, sabah uyanınca telefona bakmaktan misafir karşılamaya, sofradaki oturma düzeninden büyüklerin yanında nasıl konuşulacağına kadar hayatın sıradan görünen pek çok davranışının aslında kültürün bir parçası olduğuna dikkat çekiyor.
gorselSabah Uyandığımızda İlk Yaptığımız Şey Bile Bir Alışkanlık
Etem Sevik yazısına günlük hayatımızdan tanıdık örneklerle başlıyor.
Sabah uyanır uyanmaz telefonu elimize almamız, eve gelen misafire çay ikram etmemiz, sofrada kimin nereye oturacağını bilmemiz ya da bir cenazede hangi cümleleri kuracağımızı çoğu zaman düşünmeden gerçekleştirmemiz, Sevik'in üzerinde durduğu gündelik davranışlar arasında yer alıyor.
Bu noktada önemli bir soru soruyor:
“Peki bunları bize kim öğretti?”
Sevik'e göre bu davranışların çoğu, kimsenin karşısına geçip tek tek anlatmasıyla öğrenilmiyor. İnsanlar, içinde yaşadıkları toplumun kültürünü gündelik hayatın küçük ayrıntıları üzerinden öğreniyor.
Kültür Bazen Dersle Değil, Hayatın İçinde Öğreniliyor
Sevik, kültürün yalnızca kitaplarda, okullarda veya resmi eğitim süreçlerinde öğrenilen bir kavram olmadığını vurguluyor.
Bir eve girdiğimizde “Hoş bulduk” dememiz, ikramı önce reddedip daha sonra kabul etmemiz ya da misafire “Bir şey yer misin?” diye sormamız, günlük yaşamın içinde öğrendiğimiz davranışlardan bazıları.
Bu davranışların yalnızca nezaket kurallarından ibaret olmadığını belirten Sevik, bunların aynı zamanda toplumun görünmeyen kurallarını oluşturduğuna dikkat çekiyor.
Görünmeyen Bir Toplumsal Sözlük
Etem Sevik, toplum içerisinde kabul edilen davranışların adeta görünmeyen bir sözlük oluşturduğunu ifade ediyor.
İnsanların bu sözlüğü çocukluklarından itibaren farkında olmadan okumaya başladığını belirten Sevik, çoğu zaman bu kuralların varlığını sorgulamadığımızı anlatıyor.
Bir davranış bize son derece normal gelirken, aynı davranışı farklı yapan birini hemen fark edebiliyoruz.
Çünkü neyin “normal”, neyin “ayıp”, neyin “saygılı” veya neyin “uygunsuz” olduğuna ilişkin birçok ölçüyü içinde bulunduğumuz toplumdan öğreniyoruz.
“Büyüklerin Yanında Öyle Konuşma” Ne Anlama Geliyor?
Sevik yazısında çocuklara yönelik kullanılan bazı ifadelerin de aslında kültür aktarımının bir parçası olduğunu belirtiyor.
Bir çocuğa:
“Büyüklerin yanında öyle konuşma.”
denildiğinde, yalnızca o anki davranışın düzeltilmediğini; aynı zamanda çocuğa toplumun belirli bir kültür kuralının öğretildiğini ifade ediyor.
Benzer şekilde günlük hayatta sıkça kullandığımız “ayıp” kavramının da sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Sevik, insanların doğuştan bildiği düşünülen bazı sınırların aslında toplum tarafından öğretilmiş olabileceğini ortaya koyuyor.
Her Toplumda “Normal” Aynı Değil
Etem Sevik'in yazısında dikkat çektiği önemli noktalardan biri de kültürel farklılıklar.
Bir toplumda misafire sürekli ikram etmek sevginin ve misafirperverliğin göstergesi olarak kabul edilirken, başka bir toplumda aynı davranış kişinin özel alanına müdahale olarak değerlendirilebiliyor.
Benzer şekilde bir ailede çocuğun büyüklerin yanında rahatça konuşması teşvik edilirken, başka bir ailede sessiz kalmak saygının göstergesi olarak kabul edilebiliyor.
Bu örnekler, “normal” olarak kabul ettiğimiz birçok davranışın aslında evrensel olmaktan ziyade kültürel olabileceğini gösteriyor.
“Biz Böyle Öğrendik”
Sevik, insanların günlük hayatta sıkça kullandığı “İnsanlar böyle yapar” cümlesinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekiyor.
Çünkü bu cümlenin arkasında çoğu zaman başka bir gerçek bulunuyor:
“Biz böyle öğrendik.”
Bu iki ifade arasındaki fark, bireyin kendi davranışlarıyla toplumdan öğrendiği davranışlar arasındaki ilişkiyi anlaması açısından önem taşıyor.
Kendimize Sormamız Gereken Bir Soru
Etem Sevik yazısının en dikkat çekici bölümünde okuyucuyu kendi düşünce ve davranışlarını sorgulamaya davet ediyor.
Sevik şu soruyu gündeme getiriyor:
“Ben gerçekten böyle mi düşünüyorum, yoksa bana böyle düşünmek mi öğretildi?”
Bu soru, günlük hayatın sıradan görünen davranışlarının arkasındaki kültürel kodları fark etmek açısından önemli bir başlangıç noktası olarak öne çıkıyor.
Hayatımızdaki Görünmeyen Kurallar
Sevik'e göre insan, günlük yaşamında farkında olmadan çok sayıda görünmeyen kurala göre hareket ediyor.
Nasıl selamlaşacağımızdan misafire nasıl davranacağımıza, sofrada nasıl oturacağımızdan büyüklerle nasıl konuşacağımıza kadar pek çok davranış, içinde bulunduğumuz kültür tarafından şekillendiriliyor.
Bu kuralların önemli bir bölümü bize açıkça öğretilmese bile çocukluk döneminden itibaren gözlem yoluyla hayatımıza yerleşiyor.
Kültürün Gündelik Hayattaki Yüzü
Etem Sevik'in “Bize Kim Öğretti Böyle Yaşamayı?” başlıklı yazısı, kültürün yalnızca geçmişten kalan gelenekler veya törenlerden ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Kültür aynı zamanda sabah uyandığımız andan gece uyuyana kadar gerçekleştirdiğimiz küçük davranışların içerisinde yaşamaya devam ediyor.
Bir selamda, bir ikramda, sofradaki oturma biçiminde, büyüklerle konuşurken seçtiğimiz kelimelerde ve hatta bir cenazede kurduğumuz cümlelerde bile kültürün izlerini görmek mümkün.
Belki de bu nedenle zaman zaman kendi hayatımıza dışarıdan bakmak ve alışkanlıklarımızı sorgulamak gerekiyor.
Çünkü çoğu zaman “Ben böyleyim” dediğimiz yerde, aslında bize yıllar önce öğretilmiş bir davranış biçimiyle karşı karşıya olabiliriz.
Habermax.net Konuk Gazeteci ve Yazar Etem Sevik'in kaleminden “Bize Kim Öğretti Böyle Yaşamayı?” yazısı, gündelik hayatın içinde fark etmeden taşıdığımız kültürel kodları sorgulamaya davet ediyor.


Yorumlar (0)
İlk yorumu siz yapın.